Workshop: "Sosyal Medya ve Web2.0"
Executive Trend Danışmanlığı
Web Etkinlik Analizi
Dijital Strateji Geliştirme
Marketallica: Pazarlama trendleri ve dijital pazarlama stratejileri üzerine hizmet sunan bir danışmanlık şirketidir. Amacı, markaların yeni trendleri ve dijital dünyanın fırsatlarını sonuna kadar kullanarak değerlerini arttırmasına katkıda bulunmaktır. Bu sitede, Özgür Alaz, pazarlama trendleri üzerine gözlemlerini ve fikirlerini paylaşıyor.
Sevgili hocamız Yavuz Odabaşı, Tüketim Kültürü kitabının yeniden baskısı için bir blog turu organize ettik. Ben kendisine tüketim trendleri ile ilgili sorular sormayı tercih ettim. Cevapları için ve zaman ayırdığı için kendisine ve blog turunu organize ettiği için zeynep‘e çok teşekkür ederim.
1. ABD’nin tüketimi yönlendirme gücünü nasıl görüyorsunuz?
Cool, moda sembolleri ve trendler hep ABD’den dünyaya yayılırdı. Sizce, bu durumdan bir değişim var mı? ABD’nin tüketim gücüyle ilgili söylediklerin çok da doğru bir gözlem çünkü tüketim kültürünün günümüzdeki biçimde oluşmasını sağlayan temel dinamiklere sahip olan ülke başta ABD ve onu takip eden diğer gelişmiş kapitalist üklelerdir. Tabi bunlar gibi olmaya çalışan diğer ülkeleri de unutmamak gerekir. Gelecekle ilgili çok net bir şey söylenemez ama bilim ve teknolojiye bu kadar önem veren ve bunu yaşamla içselleştiren bir ülke olarak ABD’nin bu yapısında bir değişiklik olmayacağı çok açık. Ancak tüketim kültürünün içersinde olumsuz bir anlam içeren israfa ve doğayı, çevreyi yok etmeye yönelik yapılan üretim ve tüketime karşı önemli girişimlerin kaynağı da yine başta ABD olmak üzere diğer gelişmiş ülkelerden gelmekte ve daha da yoğunlaşarak gelecek.
2. 11 Eylul sonrası dünyada ve ülkemizde insanlar nasıl etkilendi? Duyarlılıkları, tüketim alışkanlıkları…
Terörün vurduğu ülkelerde 11 Eylülden hemen sonra meydana gelen güvensizlik ve korku ortamı, tüketimden ve alışveriş yapmaktan kaçınma gibi bir tavrın ortaya çıkmasına neden oldu. Bu açıdan, ABD Başkanı Bush ve İngiltere Başbakanı Blair’in vatandaşlarını tüketime ve alışverişe davet eden sözleri, bu yapıyı çok güzel ortaya koyuyor. Özellikle bireysel korunmaya odaklı olarak, korku ve terörden korunmaya yönelik önlem paketleri ve ürünlerine (sigortalar, daha güvenlikli evler ve arabalar gibi) olan talepte yoğun bir artış olduğu gözlemlenmekte. İnsanlar biraz daha fazlaca günü yaşamaya ve birçok şeyi de ertelememeye yöneldi. Bu da, tüketimle de bağlantılı olarak davranış biçimleri geliştiriyor. Hiç şüphesiz trendleri, modaları, eğilimleri belirleyen ülkelerdeki bu değişimler, onları takip eden ülkeleri ve tüketicileri de aynı yönde etkiliyor.
3. Bilgisayar, internet ve oyunlarla büyüyen yeni nesil tüketiciler bizi nasıl farklı davranmaya zorlayacak?
Alışveriş alışkanlıklarımız değişecek. Örneğin sanal ortamda alışverişler yaygınlaşacak. Gençlerin etkisiyle daha önce internet bile kullanmaktan uzak duran nesil, bilişim teknolojilerinin yarattığı kolaylık ve olanaklardan yararlanmaya başlayacak ve alışveriş yapma alışkanlıklarında bir değişim sözkonusu olacak. Bunlara ek olarak satın aldığımız ürünler içinde teknolojik ürünlerin ağırlığı giderek artacak. Örneğin i-podlar, mp3 player’lar gibi. Diğer yandan, bugün çok tekdüze bir halde olan internetten alışveriş, bu oyun çağı çocukları için bir oyun platformu haline gelecek şekilde bir değişim gösterebilir. Alışveriş de onlar için bir oyun havasında olmaya başlayacak ve hatta bu bizim için de geçerli olmaya başlayacak. Yani sistem sadece onlar için değil bizim için de değişmeye ve oyun haline gelmeye başlayacak. Ancak, bu konuda iki önemli kısıtlayıcı faktör var; ödemelerdeki güvenlik sisteminin tam olarak sağlanması ve sipariş verilen ürünün en uygun koşullarda ve hızlı bir biçimde teslim edilmesi gerekliliği.
4. Yeşil ve sürdürülebilir ürünlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz. Pazarda daha fazla yer alması için neler yapılmalı?
Bu ürünler, pazarlamanın temel ve odaklandığı konular olmayı hak kazanacak kadar önemli olmayı sürdürecekler. Hiçbir kuruluş ve pazarlama faaliyeti bu oluşumun dışındaki alışkanlıklarını sürdürebilme yeteneğini gösteremeyecek. Bu da, doğayla dost, insanla dost, ahlakla dost pazarlama ve işletme anlayışını, hızla çağımızın önemli konuları haline getirecek.
P.S. Yavuz hocamız yeni bir bloga başlamış. Yazılarını heyecanla bekliyoruz.
Popularity: 6% [?]
İlgili Yazılar:
Toplam : 4 Yorum var
Zeynep Özata - Blogistan » Blog Turu Son Hız Devam Ediyor
Temmuz 17th, 2006 at 8:42 am
Marketing Post™ »Beta» Pazarlama Hakkında her şey
Temmuz 17th, 2006 at 10:17 pm
Zeynep Özata - Blogistan » Blog Turu Sonlandı
Temmuz 18th, 2006 at 10:21 am
İnternet Günlükleri » Yavuz Odabaşı ve Tüketim Kültürü
Ağustos 19th, 2006 at 2:55 pm
[...] İlk üç yazarımızdan (Özgür Alaz, Prof.Dr.İsmail Kaya ve Selim Yörük) sonra, geçtiğimiz hafta da Onur Yüksel ve A.Selim Tuncer Yavuz Hoca‘ya yönelttikleri soruların cevaplarını yayınladılar. Her ikisi de tek bir soru sormuşlar ama sorular da soru hani… [...]
[...] Anadolu üniversitesi İşletme fakültesi öğretim üyesi olan sevgili hocamız, Prof.Dr. Yavuz Odabaşı, geçen ay "Tüketim Kültürü" isimli kitabını yeniden yayınladı. Bu sırada, Zeynep Özata‘nın girişimiyle bir blog turu başladı. Blog turunun amacı, hem Yavuz Hocamızın kitabından daha çok kişinin faydalanmasını sağlamak, hem de tüketim kültürü ile ilgili sorularımıza onun bakış açısından yanıt bulmaktı. Blog turumuz Özgür Alaz ile başladı. Daha sonra, Prof.Dr. İsmail Kaya, Selim Yörük, A.Selim Tuncer ve Onur Yüksel ile sürdü. Yavuz hocaya sorulan sorular ve onun verdiği cevaplar oldukça ilgi çekiciydi. Bu gün blog turuna benim sorularımla son veriyoruz. Blog turunu organize eden, düzenleyen sevgili Zeynep Özata’ya ve sorularımızı yanıtlayan sevgili hocamız Yavuz Odabaşı’na teşekkür ediyorum. 1- Türkiyede tüketim kültürü denince, hızla büyüyen bir parekende sektörü akla geliyor. Bu sektördeki küçük esnaf yavaş yavaş eriyor ve yerini büyük oyunculara bırakıyor. Önümüzdeki 5 sene içinde, parekende sektöründeki ve tüketim kültürümüzdeki değişimler ne yönde olacak ve bu alandaki yeni trendler neler olacak? Cengiz, böyle bir gözlemde bulunduğun için öncelikle seni kutlarım. Söylediğin süreci yaşıyoruz ve giderek de kuvvetlenen biçimde yaşamaya devam edeceğiz. Tüketim kültürünün bir öğesi olarak adlandırılabilecek bu gelişme insanlara sadece daha fazla tükettirmeyi değil, tüketim ve tüketim nesneleriyle kendileri için geçerli olan anlamları, bir deneyim perspektifi içinde sunmaya gayret edeceklerdir. Bu açıdan baktığımız zaman, büyük ve küçük oyuncular kendi görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye gayret edecekler. Küçüklerin en büyük avantajları olarak insan ilişkilerindeki yoğunluk daha çok ön plana çıkacak ve sayıları hızla artan ürün türü ve çeşitleri içerisinde daha butik tarzda çalışmalara, uzmanlıklara yönelmeler gelişecek. Öte yandan büyük mağazalar da tüketiciler için çok güzel olanaklar sunmaya ve bunları da geliştirmeye yönelik çabalarına devam edecekler. Alışveriş merkezleri ve büyük mağazacılık uluslar arası boyutlarda gelişmelerine hızla sürdürecekler. 2- Yabancı kökenli alış veriş merkezleri, bize kendi tüketim kültürlerini getirip bizim tüketim kültürümüze sert etkiler yapıyorlar ve bu büyük alış veriş merkezleri tüketim kültürümüzü tümden değiştiriyor. Bu, yerli şirketler için ne tür sorunlara yol açabilir? Yerli ve yabancı tüketim kültürü ayrımına ben çok sıcak bakmıyorum. Tüketim kültürünün evrensel anlamları birbirlerine çok benzer, hatta aynı denilebilir. İç ve dış rekabet konusundaki ayrımı artık, çağdaş pazarlama perspektifinde, aklımızdan silmeliyiz. Türkiyede herkes ve özellikle de pazarlamayla ilgili faaliyetlerde bulunan kişi ve kuruluşlar, küresel oyun kurallarına göre oynayan oyuncular olmak zorundalar. Bu, kendimize özgü güzelliklerin kaybedilmesi anlamına gelmez. Bunlarla birlikte rekabete açık, değişimcii yaratıcı iş insanları olabilme yolunda hızla ilerlemeliyiz. 3- Tüketim kültürümüze "müşteri memnuniyeti" adında genç bir unsur girdi. Ticaret ve sanayi odaları gibi binlerce üyesi olan kurumlar, neden üyelerine bu tarzda, müşteri memnuniyeti eğitimleri ve pazarlama bilinci vermiyorlar? Bu konudaki hassasiyet eksikliği kimden kaynaklanıyor? Aslında bu yönde gayretleri var ama belki senin de söylediğin gibi yeterli düzeye ulaşmamış olabilir. Müşteri menuniyetinde tutukluk olmasının temel nedeni, geleneksel olarak kapalı bir ekonomide yeşeren firmalara ve zihniyete sahip olmamız. Bunların kültürel anlamda ve zihniyet açısından hızla değişmelerini beklemek oldukça gerçek dışı gibi gözüküyor. Ancak, yeni kuşak şirketler ve iyi yönetilen şirketlerde çok güzel atılımlar yapıldığına da şahit olabiliyoruz. Görerek öğrenme, bakarak uyum sağlama ve rekabetin sert rüzgarları önümüzdeki kısa dönemde herkesin bu alanda daha çok çaba göstermesini zorunlu kılabilecektir. 4- Üniversitelerdeki pazarlama bölümleri tüketim kültürü üzerine ne gibi çalışmalar ve araştırmalar içindeler? Bu çalışmaların ve araştırmaların sonuçları sadece tez olarak mı kalıyor yoksa özel sektör ile paylaşılabiliyor mu? Tüketim kültürü üzerine doğrudan pazarlama bölümünde yapılan uygulamalı araştırmalar maalesef çok fazla değil. Ayrıca tüketim ve kültürü sadece pazarlamanın çalışma alanı içinde de kalmıyor. Sosyoloji, antropoloji, ekonomi ve hata bilişim konularında çalışanlar da bu konularla doğrudan çalışma yapabiliyorlar. Özel sektör ile de paylaşılma söz konusu sevgili Cengiz, şu anda bile tüketim ve tüketim kültürüyle ilgili herkese açık olan, sosyolojik ve sanatsal açılımlar gösteren iki sergi de İstanbul’da ziyaret edilebilir. Bunlardan birisi Osmanlı Bankasında açık bulunan, Meltem Ahıska ile Zafer Yenal’ın hazırladıkları "Aradığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor(Kitap , Sergi)" ve Aslı Deniz Helvacıoğlu’nun Bebek Lucca’daki "Küresel Gençlik-Tüketilen Duygular" isimli sergileri. Bu güzellikleri yaratan değerli kişilere de gerçekten en samimi duygularımızla teşekkür etmeliyiz. [...]
[...] Özgür Alaz [...]
[...] Blog turuna sorularıyla katılan ve hocamızın birbirinden güzel cevaplarının yer aldığı blog linkleri(okunması tavsiye olunur); Özgür Alaz Prof.Dr.İsmail KayaAnafikir|Selim YörükA.Selim Tuncer-Diyalog [...]
Yorumunuz: